İkinci bir fikir almak için bir başka doktora gittik.Aynı soruları ona da sordum.
Bana, karaciğerin 1/3'ü bile kalsa bana yeteceğini, kemiklerimde ağrı olmamasının çok iyi bir sonuç olduğunu, 3 kez bu hastalıkla savaşıp yenen çok çok çok az insan olduğunu, tekrarlamak işini Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini ama bu belirtiler ve başka organlara sıçrama olmadığı için hiç moralimi bozmaya neden olmadığını söyledi. Bir parça rahatladım.
Kemoterapiyi kızın karne aldığı güne göre saçım dökülmeden öncesi tarihe ayarladım.
Sonra da başladık gezme planlarına.
Önce arkadaşlarla kahvaltı, bugünde ablam meleğimle geleneksel yıllık Eminönü çıkarmamızı yaptık. İdil'e "yoruldum, sıkıldım" derse hiç gelmemesini söyledim, söz verdi ve sözünü tuttu.
10.30'da başlayan gezme 16.45'te bitti.
Ben doğaltaş aldım, İdil ise gümüş nazar boncuklu bileklik, Barbie parfüm, Monster High'lı şemsiye ve parmak arası terlik, pembe saat, Elsa'lı taç aldık.
Geleneksel Namlı Şarküteri yemeğini de yedik ama bu sefer soğuk sandviç yerine kumru yedik ve vapurda martılara ekmek yedirdik yorgun ama çoooookkkkk mutlu eve döndük. İşte fotolarımız.


