17 Kasım 2016 Perşembe

Artık kötü haber istemiyordum ama...

Beyin'e sıçramıştı ya benim gezenti kanser, 10 doz radyoterapi aldık ve 1 ay geçtikten sonra kontrastlı beyin mr'ı çekildi ve temiz çıktı. Kan testlerim de bunca yıldır normal değerleri hiç görmemişken şimdi ca15-3 -göğüs kanseri markeri ve cea- genel kanser markeri- değerleri normal seviyelere düşmüştü. Heveslendik karı koca. Ben içimden kanserime küfür edip,uzun aradan sonra "yeneceğim oğlum seni" demeye başladım. Her hastaneye gidişde hevesle "iyi haberlerle dönün inşallah" diyen kuzuma bu iki iyi haberi verdik. Sıra 3 ay sonra pet ct çektirmeye geldi.
Bu arada kolum yaşadığımız stres nedeniyle yine tutuldu. Fizik tedavi hocasına gittik, o da bize omuz mr'ı yazdı. Geçen sefer çektirdiğimizde kanser görülmemişti, pet ct'de  omuzda ve akciğerde yeni odaklar görüldü. Tabii bu sonucu alınca moraller gene yerlere düştü. Derviş normalde birşey olursa beni arar, 4-5 kez aramaya ve "sakın ağlama, sen ağlarsan ben daha çok üzülüyorum." demeye başladı. İdil'e de anlattık. Sonra bana "anneliğin en zor yanı ne?" diye sordu. Ben de "sürekli doğru mu yapıyorum diye düşünmek" dedim. Bugün okuldan geldi ve bana "sana akrostişli şiir yazdım" dedi.
Annem hep düşünürsün
Yanlış mı yaptım diye
Şey ne de olsa o anne
En büyük korkusu
Ne bilirim

Öteki sayfa
Annem seni çok seviyorum -dudak resmi
Diğer sayfa
Bir kadın resmi
Bu sensin
Seni çok seviyorum



Diğer şiir

Aşk kokusu gözlerinden belli
Niye diye sorma
Neden diye de
Emin ol
Canımdan kıymetli
İlk sevgim sensin
Manolyalar,menekşeler senden güzel kokamaz

Diğer sayfa
I LOVE YOU
Öteki sayfa
Bu sensin
Kadın resmi
Kalp



Zaten sızım sızım sızlayan vicdanımı, daha da sızlattı kuzum.
Normal çocukların bilmediği kemoterapi, pet ct, mr kavramlarını senin hayatına soktum. Bana habire "ne zaman iyileşeceksin?"diye soruyorsun bende sana "cevabını bilmediğim tek soruyu soruyorsun" diyorum. KEŞKE, KEŞKE

26 Eylül 2016 Pazartesi

Ortaokul maceramız

İlkokula başlarken de aynı sorunları yaşadık. Hiç birşey belli değildi, ne öğretmen ne birşey.
Fakat şansına çok iyi bir öğretmene düştü,  keyifle ilkokulu bitirdi.
Ortaokul zamanı geldiğinde eski ilkokulumuzda sadece 1 sene okuyup sonra ilkokula çevrilen okulda kalan 3 yılı tamamladık. 1 yıl gittiğimiz okul ise ortaokul olmuştu, yürüyerek evimize 10 dk.
Devlet okulu olarak pilot okul seçilmiş, bu nedenle Pendik'ten bile adres değişikliği yaptıranlar varmış. Bu yüzden sınıflar 47-50 kişi olmuş. Yani öğretmen derste öğrenci başına 1 dk bile düşmüyor.İlkokulda sınıf mevcudu 25'ti.Şimdi her derse farklı öğretmenler gelecek, eski öğretmeni hep güleryüzlü, hep pozitifti ama şimdi bazı öğretmenler disiplini sağlamak adına bazen seslerini yükseltebiliyorlar. Hangimizin öğretmeni bağırmadı ki.
Okullar 19'unda açılacak , daha ne sınıf mevcudu, ne sınıfı hiçbirşey belli olmadı. 19'u sabahı belli oldu. Sınıf mevcudu 47 kişiymiş, anaokulundan beri beraber olduğu kankası ile aynı sınıfa düştü, çok mutlu oldu. Sınıf mevcutları kalabalık olunca 2 adet yeni sınıf açılmış, bu sınıfların fazladan haftada 3 saat İngilizce varmış. Bizimkini de bu yeni sınıfa almışlar- niyeyse- sınıf mevcudu 34 kişi.
Bakalım hayırlısı.



9 Eylül 2016 Cuma

Kuzen ve dostlar buluşması

Kendimi beğendim ya, uzuuuun zamandır görmediğim can arkadaşım, görümcem ve ablamla dışarda buluşma ayarladım. Derviş'im rahatsız oldu bana birşey olur diye ama ablam meleğim beni gayet iyi idare etti. İdoş, okul açılmadan kuzenine ve halasına doydu, biz arkadaşlarla derin sohbete doyduk.
Ne güzel bir gün geçirdik,ne iyi geldi bize... Böyle günlerin artarak devam etmesini diliyorum.
Ve fotolar.
















24 Ağustos 2016 Çarşamba

48 yaş ve 17 yıl

Geçen seneki doğum günüm ve evlilik yıldönümümüzü keyifsiz keyifsiz kutlamıştık. Bu sene ise kuzum daha 1 hafta kala beni gaza getirme çalışmalarına başladı.
"Heyecanlanıyor musun anne?"
 "Doğum gününde ne istersin anne?" daha bir yığın felsefik sorular.
Keyifsiz kutlama insanın moralini de etkiliyor.Hatta giydiğin renkler bile kendini iyi ya da kötü hissetmenize yol açıyor. Ben senelerdir zorda kalmazsam siyah ve gri giymem. Gardrobumda rengarengk pantalonlarım vardır.
Evde de aksatmadan yaptığım fizik tedavi hareketleri en nihayet biraz faydasını gösterdi, tekerlekli sandalyeyi kenara kaldırdık. Merdivenlerden biraz daha rahat iniyorum. Bu kadarcık bir gelişme bile o kadar sevindirdi ki beni, aylar sonra -tam 7 ay - dışarı çıkmaya karar verdik.
İdil "Senin doğum gününde ben de şık olmalıyım" dedi ve kendine kıyafet aldırdı.
Öğlen ablam meleğim bize pasta getirdi, kız kıza kutladık.
Akşam baba geldiğinde anne-kız bir hazırlık yaptık, görmelere layık. Makyaj yaptık, giyindik, süslendik. Temiz hava almak için Pendik Marina'ya gitmek istedik. Orada da asansör yok ve epey merdiven var diye Derviş'im çok korktu ama merdivenleri trabzanlarla rahat inip çıktım,epey yürüdüm, tabii bastonla. Yemekten sonra dondurmamızı da yedik. O kadar değişiklik bile bize kendimizi çok ama çok iyi hissettirdi.
Bu yılki hediyem ailemizin her ferdi için kırmızı kalpler, küçük Kur'an -Nazar değmesin diyeymiş- "Çabuk İyileş" yazılı bir not ve evlilik yıldönümümüz için aşağıdaki not.
"Annem ve Babam
Annem iyiki doğdun aşkım hayatımın anlamısın aşkımsın ve ayrıca evlilik yıldönümünüz kutlu olsun. Babam seni çok seviyorum hayatımın 2.anlamı evlilik yıldönümünüz kutlu olsun. (Aşağıdakiler biziz) Aile resmi.
Nasıl erimem ben şimdi?
İnşallah bu güzel günlerin devamı gelsin ve bu illet bitsin.













16 Ağustos 2016 Salı

Sağlık sektörü dedin mi tüylerim diken diken oluyor!

Son kanser maceramız 2013'te başladığında adına kanıp -2000'de ilk gittiğimiz ve tedavimizi yapan meşhurrrr doktorun yardımcısı- ve evimize yakın bir merkeze başladık. Doktorumuz hem devlette hem de bu muayenehanesinde çalıştığından akşam gelip gece 04.00'e kadar hasta bakıyordu.Biz bir seferinde 02.30'da muayene olduk! E, bu adam ne araa dinlenecek te hastalara dikkatli bakacak?
Bana kendisi ilk tedavimde kırmızı ilaç adlı bir ilaç verildiğini, bu ilacı ömür boyu 1 kez kullanılması gerektiğini ve bunu hatırlatmamı istediği halde,3 kez tedavime eklemeye çalıştı! Üstelik dosyaya kalın harflerle de yazılmıştı. Ama o kadar yoğunlukta bu hatalar ölümcül olabilirdi!
Kemoterapi öncesi kan tahliline ayrı para, kullanılan port iğnelerini biz kendimiz alıyorduk, ona ayrı para, kemoterapilere - hizmet bedeli- adı altında ayrı para, üstelik hemşireler bilgisiz, tam 5 port iğnesi harcayıp damara giremeyen mi dersiniz, alerji ilacı takmadan kemoterapi başlayan mı dersiniz, neler gördük. Sonra şu an da devam ettiğimiz üniversite hastanesine başladık. Ne kan tahliline para istediler,, port iğnesini onlar veriyor, hemşireler gayet bilgili, doktor desen herşeyi incelemeden tahlil bile yazmıyor. Yani araştırın, memnun değilseniz değiştirin. Doktoru, hastaneyi hepsini inceleyin.
Şimdi beyincikte çıkan tümorler için radyoterapi verdiler. Bizim üniversite hastanesinde radyoterapi olmayınca gene bu memnun kalmadığımız merkeze gittik. Adları hastahane olmuş, yeni yapılar, yeni doktorlar, yeni elemanlar. Ama adı hastane olunca iş bitmemiş. 3.kürü aldık, 2 kez makine arıza yaptı! İlk arıza aynı gün yapıldı ve tedavi aksamadı ama bu sabah gittiğimizde makine arızalı dediler. 1 saat bekledik, teknisyen çağırdık , evinize dönün, biz size haber vereceğiz dediler. Sonra arayıp makina arızası büyük, 1 hafta işlem yapılamaz dediler!
Tabii hemen başka yer arayışına girdik. Fakat başvurduğumuz diğer hastahane "etik" olarak tedavisi başlayan hastayı almadıklarını, bu riske hiçbir doktorun da girmediğini söyledi.,
Makinanın ayarlarının kendine özgü olduğu, oradaki dozu başka makinanın daha farklı verip tedaviyi kötüleştireceğini söylemişler. Bakalım kalan 7 kürü hangi maceralarla alabileceğiz?

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Kendi kendinin doktoru olmak

15 günlük fizik  tedavi bitti, gidemediğim günler, bayram vs sayılırsa 1 ay bitti. Peki şikayetler bitti mi? Maalesef hayır, omuz hala ağrı kesici almayı gerektirecek kadar ağrılı, ayaklar halen halsiz, merdivenler halen yardımsız inip çıkılamıyor. Fizyoterapistin dediğine göre geç kalmışız. Kaslar bir haftada zayıflar dedi. Eğer ki ben kendimi yırtıp ne olacak bu ayaklar diye doktoru yemesem, bize hala ilaçların yan etkisi, geçer diye vakit kaybettireceklerdi. Yani kanser hastalarına tavsiyem en ufak bir rahatsızlıkta  geçer vs deyip beklemeyin, sorun, araştırın ve muhakkak üzerine düşün. Kimse sizin vücudunuzu sizin kadar tanıyamaz, dolayısıyla olan değişikliği en iyi siz fark edersiniz. Ben bu fizik tedavi için 3 farklı doktora gittim ve sonunda doğru yaklaşımı buldum. Daha oyalansam 2 ayda düzelecek bacaklar -misal- 4 ayda düzelirdi.
Ve dün geceki meseleye gelelim. Normal ilaçlarımı içtim, her zamanki saatte yattım. Yatakta her zamanki gibi debelenirken çok garip birşey oldu.. Burnuma ve genzime tanıdığım ama adını çıkaramadığım 2 farklı tat ve koku geldi. Rahatsız edici bir koku ve tat. Sonra sanki kızgın kömür içmişim gibi içime yoğun bir sıcaklık yayıldı, ama rahatsız edici bir sıcaklık. Sonra peşinden yoğun bir mide bulantısı ve baş dönmesi. O kadar ki kahvaltı etmediğim halde ancak saat 15.00'te 2 grisini yiyebildim. Sabah 07.00 de uyandım, şikayetler aynen devam ediyordu. Bugün aynı zamanda kemoterapinin son kürüydü. Birden içime kötü şeyler olacakmış hissi geldi. Doğru acil servise gittik, şikayetlerimizi anlattık, tahliller yspıldı, iğneler vs. Ama ben ağlıyorum, çünkü ölecekmişim gibi hissediyorum. Derviş hemen ablamı aradı, evleri zaten hastaneye yakındı. Doktorum şikayetlerime bakıp kontrastlı beyin MR'ı istedi. MR'da beyincikte 2 adet tümor bulundu ve acilen radyoterapi başlanmasına karar verildi. Radyolog cumartesi çalışmadığından pazartesine randevu aldık. Eve döndük biraz uyudum ve biraz düzeldim. Ancak içimdeki sıcaklık ve kötü hisler devam etmekte. Yani bu şikayetleri ciddiye almasaydık, tümorler büyüyecek ve başımıza daha büyük dert açacaktı.
Lütfen en ufak bir problem bile olsa muhakkak doktora gidin.

19 Temmuz 2016 Salı

Becerikli İdil

Hep söylerim ya, ablam çok becerikli bir hatundur. Ben çalışırken ablam emekli olmuş ve İsmek kurslarına gitmişti. Takı yapımı, gümüş takı, dikiş, nakış, mefruşat, ahşap boyama artık ne kursu varsa hepsini bitirdi. Öyle zevkli, öyle güzel şeyler yapar ki hayran olursunuz. Zerra'sı -yengem- desen o da ayrı bir süslüdür. Hiç aklına gelmeyen şeylerden öyle güzel objeler yapar ki.
Emekli olunca bende yapacağım dedim ama şu lanet kanser peşimi bırakmadı. Gene de ufak ufak takı yaparak kafamı dağıtıyorum. Malum takı delisiyim, kendim yapmak kadar zevklisi  olmuyor. Eh, tabii kendin yapabilince artık her takıya atlamıyorsun.
Yaz gelince ve karne takdirlik olunca bugüne kadar ertelenene i-pad alındı. Tüm arkadaşlarının ta 1.sınıftanberi tableti olunca bizimki tablet alınınca hayatla irtibatı kesti. Varsa minecraft yoksa tablet oyunları. Fakat tek sevindiğim konu bahçeye inmek olunca tablet anında atılıyor ve bizim mahallenin en güzel yanı olan çocuklarla sokak oyunları oynuyor.
Bizimkiler de onu tabletten biraz uzaklaştıracak hobiler araştırıldı. Şu lastiklerden bileklik yaptı, merak etmeyin lastikler ce damgalı. Zerra'sı etamin aldı, ablam da kumaş boyama öğretti.
Ayıla bayıla izlediğimiz, çok beğendiğimiz, uzun süre program yapmayınca bunalıma girdiğimiz Derya Baykal'da keçeli kalem gibi rahatça kullanılan kumaş boyaları alıp bugün t-shirt boyadık. Bazı şablonlar da aldım ve İdoş boyama işine bayıldı. Onun için Hello Kity ve Deniz kızları şablonları alınca ilgisini çektik. İşte şahaserlerimiz.


 
 Filli t-shirt benim yaptığım ama ben sadece içini boyadım, t-shirtte zaten siyah kontörle çizilmiş fil deseni vardı.
Şimdi sırada kot ve t-shirt boyamalar var.