Şu aralar herkes gibi bizde elimizde tencere tava protesto yapıyoruz, olayları izlemeye çalışıyoruz, yaklaşımlardaki efelenmeleri kaygıyla izliyoruz, pirenin nasıl bile isteye deve haline getirildiğine şaşıyoruz, ufak bir özürle rahatça halledilecek meselenin siz-bize getirildiğini dehşetle görüyoruz.
Ama burası politika yaptığım bir yer değil, İdil'e ait bir yer. Onun yaptıklarını kaydettiğim yer. O yüzden ben kaldığım yerden İdille hayata devam ediyorum.
Geçtiğimiz haftalarda anneannenin 82. doğum günü kutlandı. Yingemiz bize çok güzel bir süpriz yaptı. Kendi elleriyle, çalışmasına rağmen, süslemeler, yemekler, pastalar hazırladı. Anneanne çok "mütehassis" oldu. Yayları gevşedi yani.
Gencay abisine kavuşan İdil çok mutluydu.
Pamuk ve pastası
Hediye olarak canlı çiçek alınca Pamuk iyice mutlu oldu.
Tatil bize erken geldi, çok merak ettiğimiz Oyuncak Müzesi'ne gittik. İdil'in ağzından devamlı
"Allah'ım bu bir rüya olmalı!" cümlesi çıktı. MÜKEMMEL bir müze. Oyuncaklar kadar sergilenmesiyle, tatlı anılarıyla, o harika bebek evleriyle aklımızı başımızdan aldı. Gitmediyseniz muhakkak ama muhakkak gidin. Sunay Akın'a da binlerce teşekkürler, böylesi önemli bir konuda gösterdiği emekler için.
Kadıköy'e gidildi, hanıma kitaplar alındı.
Babalar günü'nde de baba-kız GS'liler stada götürüldü.
Hediye olarak GS'li makrome bileklik yanında bir de süpriz vardı İdoş'tan babasına.
Keyifli bir tepsi ve çok tatlı bir mektup. Babanın yaylar da gevşedi. Gözündeki gözlüğe gelince, Potuk'u tuvalete çıkarmıştı, kapıdan gelir gelmez eline mektubu tutuşturduk. Eh gözler miyop olunca adamcağız mecbur numaralı gözlüğü ile mektubunu okuyabildi.
Karne de aldık tabii. Hepsi 5. Darısı ilerdeki karnelerine inşallah.
Odasında temizlik yapıldı,artık kullanılmayanlar yeni sahiplerine ulaştırıldı . Şimdi keyif zamanı, gezme zamanı, tatil zamanı.
17 Haziran 2013 Pazartesi
3 Haziran 2013 Pazartesi
Uyuma!
Bunu yedim, bunu içtim, buraya gittim deme, bugün Gezi Park'ı direnişini anlat!
Herkesin yapabileceği bir şey var.Çık cama tencere çal mesela. En basitinden..
Uyumayalım artık! Bu ülke bizimse artık sahip çıkalım!
İlk kez bu kadar geniş katılımlı ptotestolar oldu, eşcinselinden yaşlısına, çocuğundan yeni gelinine kadar.
Karşılık olarak
"Tencere tava hep aynı hava " diyen bir başkananımız var ya.. Ne desek boş!
Hala aynı tavrı sürdürüyor. "Biz %50'yi evde zor tutuyoruz" gibi efelenmelere devam ediyor...
Medyanın da en nihayet gerçek yüzü ortaya çıktı ya çok mutluyum!
Lütfen hepinizde bloglarınızda bunları anlatın, artık koyun gibi dügülmeyelim!
Herkesin yapabileceği bir şey var.Çık cama tencere çal mesela. En basitinden..
Uyumayalım artık! Bu ülke bizimse artık sahip çıkalım!
İlk kez bu kadar geniş katılımlı ptotestolar oldu, eşcinselinden yaşlısına, çocuğundan yeni gelinine kadar.
Karşılık olarak
"Tencere tava hep aynı hava " diyen bir başkananımız var ya.. Ne desek boş!
Hala aynı tavrı sürdürüyor. "Biz %50'yi evde zor tutuyoruz" gibi efelenmelere devam ediyor...
Medyanın da en nihayet gerçek yüzü ortaya çıktı ya çok mutluyum!
Lütfen hepinizde bloglarınızda bunları anlatın, artık koyun gibi dügülmeyelim!
28 Mayıs 2013 Salı
Sabah sabah iyi güldürdün beni
Daha dün okulda düşmüş, dizi hafif ama çok hafif sıyrılmış. Tabii okul çıkışı parka gidip 1 saat oynarken bu sıyrık pek önemsizdi ama eve dönüş yolunda parktan çıkar çıkmaz topallamaya başlayarak okulda düştüğünü anlattı ve "acıya dayanmam gerek ama değil mi?" diye boyundan büyük bir laf etmişti.
Sabah kahvaltıda can düşmanı Potuk'un balkonda durmasından rahatsız olup, garibanı kışkışladı ve
"Öfff, zaten anneannem ve senin yüzünden kendi hayatımı geriye attım! Ruh oldum, ruh!" demez mi?
Bu arada gözler yaşlı, ses kırık! Zannedersin kendini bize adamış, okulu bırakıp mendil felan satmış, bizde onun parasını yemişiz!
Kendimi masaya atmamla kahkahalara boğulmam bir oldu. Yarabbim!
"Nasıl oluyor kızım o hayatını geriye atmak?"
"Böyle işte! Sen üzülme diye Potuk'u burdan çıkarıyorum, anneannem seni üzmesin diye ona göz kulak oluyorum, öyle işte"
Tabii bizde bunu önce teyzeye, sonra babaya ve sonra day'cıma anlatıldı.
Ortak kanımız kendisinin 15 mt kuyruğu olduğu!
Sabah kahvaltıda can düşmanı Potuk'un balkonda durmasından rahatsız olup, garibanı kışkışladı ve
"Öfff, zaten anneannem ve senin yüzünden kendi hayatımı geriye attım! Ruh oldum, ruh!" demez mi?
Bu arada gözler yaşlı, ses kırık! Zannedersin kendini bize adamış, okulu bırakıp mendil felan satmış, bizde onun parasını yemişiz!
Kendimi masaya atmamla kahkahalara boğulmam bir oldu. Yarabbim!
"Nasıl oluyor kızım o hayatını geriye atmak?"
"Böyle işte! Sen üzülme diye Potuk'u burdan çıkarıyorum, anneannem seni üzmesin diye ona göz kulak oluyorum, öyle işte"
Tabii bizde bunu önce teyzeye, sonra babaya ve sonra day'cıma anlatıldı.
Ortak kanımız kendisinin 15 mt kuyruğu olduğu!
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Krizlerden kriz beğen
Bizim Deida derdimiz bitmedi anacım, bitmedi!
Beni eskiden beri takip edenler bilir, benim kızıma doğduğundan beri bakan bakıcımız Deida'sı ben işten ayrıldıktan sonra bizden ayrıldı.
Tabii 5.5 yıl beraber olduktan sonra gelen bu ayrılık benim zottiği feci vurdu! Ben de bu ayrılıktan daha fazla etkilenmesin diye haftada 1 gün izin günlerinde Deida'nın bize gelmesine ses çıkarmadım. Keşke çıkarsaymışım! Benim hatun gün sayıyor. Şimdi bulduğu geçici iş nedeniyle 1.5 ay görüşememişlerdi, geçenlerde geldi.
Tabii 2-3 gün önceden başladı bizim kriz.
Sabah ağlayarak uyandı "Rüyamda Deida'mla hala beraberdik. Onun için ağladım" dedi.
"Sen benim 1 numaralı mutluluk ilacımsın. 2 numara da Deida'm" dedi.
Bende beni üzmek için mi yapıyor acaba diye hiç üstüne varmadım, yorum yapmadım.
Akşam Deida okula geldi, çıkışta benimki bana bakmadan koşarak Deida'sına sarıldı, ağladı.
Eve gittik, tabii benimle konuşmuyor, oturdu Deida'sının kucağına aşk yaşadılar. Odasına götürdü, film izlediler. Giderken peşinden gene ağladı. Bende
"Eğer onun gelmesi seni üzüyorsa, gelmesin kızım" dedim. "Ben sen mutlu ol diye gelmesine birşey demiyorum, ama sen her hafta gördüğün halde hala ağlıyorsan o zaman gelmesin" dedim.
Odasına giriyor, çıkıyor
"Odama girdikçe Deida'mı hatırlıyorum" diyor.
Hey Allah'ım, ölür müsün öldürür müsün?
Akşam yatarken gene ağlıyor
"Ben kimse üzülsün istemiyorum. Sen üzülme diye ne istersen onu yapmaya çalışıyorum" dedi.
Üzüldüm yine! Ben Deida'sını seviyor diye üzülüyorum zannediyor!
"Ben sen Deida'nı seviyorsun diye üzülmem ki kızım! O sana kaç sene baktı.Tabii seveceksin. Ama o senin ailenden değil. Teyzen gibi, dayın gibi hayatının sonuna kadar seninle olmayacak, bir gün ülkesine dönecek. Kendini buna hazırla istiyorum" dedim.
Vallahi çıkmazdayım! Öleceğim bu aşktan! Ben elimden geldiği kadar iyi bir anne olmaya çalışıyorum ama hala bu aşka yetişemiyorum.O kadar pişmanım ki, keşke hiç çalışmasaydım kendim baksaydım! Kıskanmak mı bu bilmiyorum ama aradan nerdeyse 2 sene geçti hala peşinden ağlamalar, şarkılar yazmalar, hasrete gark olmalar.. Ne bileyim ya...
Beni eskiden beri takip edenler bilir, benim kızıma doğduğundan beri bakan bakıcımız Deida'sı ben işten ayrıldıktan sonra bizden ayrıldı.
Tabii 5.5 yıl beraber olduktan sonra gelen bu ayrılık benim zottiği feci vurdu! Ben de bu ayrılıktan daha fazla etkilenmesin diye haftada 1 gün izin günlerinde Deida'nın bize gelmesine ses çıkarmadım. Keşke çıkarsaymışım! Benim hatun gün sayıyor. Şimdi bulduğu geçici iş nedeniyle 1.5 ay görüşememişlerdi, geçenlerde geldi.
Tabii 2-3 gün önceden başladı bizim kriz.
Sabah ağlayarak uyandı "Rüyamda Deida'mla hala beraberdik. Onun için ağladım" dedi.
"Sen benim 1 numaralı mutluluk ilacımsın. 2 numara da Deida'm" dedi.
Bende beni üzmek için mi yapıyor acaba diye hiç üstüne varmadım, yorum yapmadım.
Akşam Deida okula geldi, çıkışta benimki bana bakmadan koşarak Deida'sına sarıldı, ağladı.
Eve gittik, tabii benimle konuşmuyor, oturdu Deida'sının kucağına aşk yaşadılar. Odasına götürdü, film izlediler. Giderken peşinden gene ağladı. Bende
"Eğer onun gelmesi seni üzüyorsa, gelmesin kızım" dedim. "Ben sen mutlu ol diye gelmesine birşey demiyorum, ama sen her hafta gördüğün halde hala ağlıyorsan o zaman gelmesin" dedim.
Odasına giriyor, çıkıyor
"Odama girdikçe Deida'mı hatırlıyorum" diyor.
Hey Allah'ım, ölür müsün öldürür müsün?
Akşam yatarken gene ağlıyor
"Ben kimse üzülsün istemiyorum. Sen üzülme diye ne istersen onu yapmaya çalışıyorum" dedi.
Üzüldüm yine! Ben Deida'sını seviyor diye üzülüyorum zannediyor!
"Ben sen Deida'nı seviyorsun diye üzülmem ki kızım! O sana kaç sene baktı.Tabii seveceksin. Ama o senin ailenden değil. Teyzen gibi, dayın gibi hayatının sonuna kadar seninle olmayacak, bir gün ülkesine dönecek. Kendini buna hazırla istiyorum" dedim.
Vallahi çıkmazdayım! Öleceğim bu aşktan! Ben elimden geldiği kadar iyi bir anne olmaya çalışıyorum ama hala bu aşka yetişemiyorum.O kadar pişmanım ki, keşke hiç çalışmasaydım kendim baksaydım! Kıskanmak mı bu bilmiyorum ama aradan nerdeyse 2 sene geçti hala peşinden ağlamalar, şarkılar yazmalar, hasrete gark olmalar.. Ne bileyim ya...
19 Mayıs 2013 Pazar
Tatlı doğum günü
Meleğimin bugün doğum günü. Yarın da yakın arkadaşımız Saadet'in. Böyle olunca günümüzü doğum gününe çevirdik. Pek kahkahalı ve bol dedikodulu doğum günümüzden kareler;
Doğum günü güzelleri
Ablacım, iyi ki doğdun! İyi ki benim ablam oldun! Seni çok ama çok ama çok seviyorum! Allah sana sağlıklı, uzun ömürler versin Medim Eniştemle! Sensiz hayat çok bayat olurdu, kesin!
İdoş ve kuzeni Tuniş kelimenin tam anlamıyla kudurdular, oynadılar, oynadılar, oynadılar.
Bu arada Atatürk'ü anma ve Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
Doğum günü güzelleri
Ablacım, iyi ki doğdun! İyi ki benim ablam oldun! Seni çok ama çok ama çok seviyorum! Allah sana sağlıklı, uzun ömürler versin Medim Eniştemle! Sensiz hayat çok bayat olurdu, kesin!
İdoş ve kuzeni Tuniş kelimenin tam anlamıyla kudurdular, oynadılar, oynadılar, oynadılar.
Bu arada Atatürk'ü anma ve Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
16 Mayıs 2013 Perşembe
Balkon sezonu açıldı
Dış cepheciler iskeleleri sökünce bizde en nihayet detaylı bir temizlikten sonra balkon sezonunu açtık.
Balkonun fikri mimari, Pamuk anneanne ise çok keyifli olarak kendini güneşe ve çiçeklere bıraktı.
İşte bu seneki çiçeklerimiz;
Teyzemden gelen karanfil
Zerra'cımın Gökçeada'dan verdiği gül gibi açan sardunya
Fikri mimar Pamuk
Gökçeada'dan gelen kuş evi
Zerra'cımın Datça'dan getirdiği bereket kuşları ve ilk göz ağrımız hoşgeldin çelengi
Esma'nın getirdiği ve adını bilmediğim, senede 1 kez açan çiçek
Sandalye kılıflarını inceleyen Pamuk
Zerra'cımın son anneler gününde aldığı çiçek
Sardunya'lar ve Derviş'in geçen yıl getirdiği beyaz çiçek
Kolu kanadı kırık uğur böceği
Ve sokağımızın hali, yeşillik, yeşillik, yeşillik
En son alınan minik kuş süsleri
Haydi buyrun keyif yapmaya!
Balkonun fikri mimari, Pamuk anneanne ise çok keyifli olarak kendini güneşe ve çiçeklere bıraktı.
İşte bu seneki çiçeklerimiz;
Teyzemden gelen karanfil
Zerra'cımın Gökçeada'dan verdiği gül gibi açan sardunya
Fikri mimar Pamuk
Gökçeada'dan gelen kuş evi
Zerra'cımın Datça'dan getirdiği bereket kuşları ve ilk göz ağrımız hoşgeldin çelengi
Esma'nın getirdiği ve adını bilmediğim, senede 1 kez açan çiçek
Sandalye kılıflarını inceleyen Pamuk
Zerra'cımın son anneler gününde aldığı çiçek
Sardunya'lar ve Derviş'in geçen yıl getirdiği beyaz çiçek
Kolu kanadı kırık uğur böceği
Ve sokağımızın hali, yeşillik, yeşillik, yeşillik
En son alınan minik kuş süsleri
Haydi buyrun keyif yapmaya!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































