17 Mayıs 2015 Pazar

2015 Balkon sezonu açıldı

Bu sene havalar bir türlü ısınmayınca balkonumuzu ancak açabildik.
İlk balkon kahvaltımızı hazırladık, ağız tadıyla yedik. Çiçeklerimiz de yavaş yavaş coşuyor.

Sofranın hazır yiyicileri



 Teknolojik Derviş balkonda keyif yerine Clash of Titans'da köyüyle uğraşmakta kızı ise poz vermekte..

























2 Mayıs 2015 Cumartesi

Genç kız odası

İdoş'un odası için çok az alışveriş yapmışlığım var. Doğum sonrası beşiği bir arkadaşım vermişti, bebekken yattığı sepet, dolaplar, yatak takımı Day'cım ve Zerra'cımın hediyesiydi. Beşik artık yetmediğinde sadece ranza aldım. Sonra oyuncak dolabını kırdığından ve kitapları artık başka yere sığmadığından İkea'dan raf, komodin ve açık dolap almıştık. Derslerini yerde, yatakta, koltukta yani masa dışında her yerde yaptığından anasınıfı zamanında alınan minik masa sandalye dışında başka çalışma masası- sandalye almadım. Ayrıca odasında yer yoktu. Hep hayalim Derviş emekli olduğunda taşınacağımız müstakil eve gittiğimizde İdoş'a şahane bir genç kız odası almak vardı.
Esma'mızın kızı Elif büyüdüğünden artık çalışma masası ve sandalyesini İdoş'a vermeye karar vermiş. Araba bulup bizim eve getirene kadar İdoş heyecandan uyuyamadı. En nihayet masa-sandalyesi o okuldayken gelince İdoş sevinçten delirdi. Hemen dolabı tıklım tıkış doldurdu ve dönen sandalyede kendini kaybetti. İşte yeni masa ve sandalyemiz..




Dün havaların düzelmesi ve tatil olması sebebiyle ana sınıfından beri arkadaş olduğu ve aynı okul ve aynı sınıfta 4.senedir okuduğu kankaları ile sabah kahvaltısında buluştuk. Saatlerce oynadılar. Eve döndük, simit yedi ve koşa koşa arka bahçeye apartmandaki kankaları ile oynamaya indi.Sabah 10.30'dan akşam 19.00'a kadar sokaktaydı. Eve döner dönmez bana erken anneler günü armağanı verdi. Bir çubuğa dizdiği gül yapraklarıyla yaptığı çiçek ve o şahane mektup.
Gene aynen yazıyorum, imla yanlışları kuzuma ait.
"Sevgili anneciğim, Seni çok seviyorum. yanımda olduğun her an için sana çok teşekkür ederim.. Sen üzülünce ben Daha çok üzülüyorum. Ve okadar iyi birisinki Senden ayrı kalmaya Dayanamıyorum. Benim için yaptığın herşey için Sana teşekkür ederim. Beni iyi bir insan yaptığın için sana çok minnettarım. İYiki Varsın benim Aşk meleğim hayatımın tek anlamı canım annem benim için dünyanın En İyi Annesisin..."
SEVGİLERLE BİRİCİK KIZIN: İDİL ÇİFÇİ
Seni Seviyorum
Kalp içinde ikimizin resmi
Arka sayfada
AYŞEN
I LOVE YOU Madher
İkimizin el ele tutuşmuş resmi




Dün kahvaltıdan dönerken topladığımız mor salkımlar sayesinde evimiz misss kokuyor.


18 Nisan 2015 Cumartesi

Berbat bir deneyim oldu, hiç yazmamayı düşündüm ama sonra bugünleri yaşadık dedim kendime,bende yer etti, bir sebeple oldu, hatırlamak gerek, unutmak değil.
Tam artık iyileşiyorum diye sevindiğim, sosyal hayata yavaş yavaş adım atıyorum diye mutlandığım zamanlardı. Babaannemiz bize geldi, 3 gün kaldı İdil çoook mutluydu. Ranzanın altında yatan babaanne ile üstte yatan torun mutluluktan cıvıl cıvıldı. Bir sabah İdil sabah boynuma atlayıp ayaklarını kaldırınca, o 30 küsur ağırlık zaten yamuk ananın belini incitti. Üstüne yorgunlukta binince zaten iflas edip yenilenme çabasındaki bağışıklık sistemi çöktü. Titreme nöbetleri, yüksek ateş ve hazır yemeği bile kalkıp ısıtamayacak derecede yorgunluk baş gösterdi. Garibim Derviş 1 hafta işe gitmedi. Sonra meleğim ablama telefon edip gelip bize bakar mısın dedik. İkiletmedi tabii, koştu geldi.
Normalde ben asla ama asla başkasının yanında ağlamam hele ki kızımın yanında ASLA!
Ama telefonu kapar kapamaz böğüre böğüre ağlamaya başladım. Derviş koşarak mutfaktan geldi, bana sarıldı. Bir tarafa İdil geldi, diğer yanıma annem geldi. Hepsi şok oldu tabii. Ne yapacaklarını bilemediler. İdil gidip su getirdi annem koluma sımsıkı yapıştı. Hiç susturamadım kendimi. Uzun uzun sümükler burnumdan aka aka ağladım sonra kızımı daha fazla üzmemek için ona sarıldım ve "Geçti annem, sinirim bozuldu ama düzeldim artık" dedim. Kızım ağladı biraz daha, ben sessiz ağladım. Annem de ağladı..
Akşam acile gittik, gene ateş düşürücü serum yapıldı, doktorumuza telefon açıldı. Vitamin ve bağışıklık sistemi için ilaç alındı. Ablam meleğim elimizi hiç bir şeye sürdürmeden bize baktı ve ortalık süt liman oldu. Yaklaşık 10 gündür evden çıkmadım. Canım istemedi. İştahım kesildi. Ama vitaminleri alınca bugün gözümü açtım. Demek ki neymiş? İnsanın kendi kendine de nazarı değermiş.

10 Nisan 2015 Cuma

Açtığım yoldan gelen var

Ben lisedeyken yani epey evvel okula gitmediğimiz zaman veli tarafından okula onun bilgisi dahilinde gitmediğini belgelemek için kullanılan bir pusula vardı.Biz bol bol okul kırardık. Bağdat Caddesi , Bostancı yürüme mesafesindeydi. Şimdiki Mark and Spencer'in yerinde ise sinema ve kafe vardı. Birde Kızıltoprak'ta sinema vardı. Habire okulu kırıp gezer, sinemaya giderdik.
Rahmetli babamın imzası çok basitti. Bir şimşek, üstünde 2 nokta. Ben habire babamın yerine pusulayı imzalar dururdum gitmediğim günler için.
Artık açtığım yoldan gelen bir kızım var, gururlu muyum? EVET!
Dün okuldan gelen bu zottik
"Sanırım ben ayın 16-17'sinde hasta olacağım" dedi.
"Neden?" diye sordum.
"Tam hatırlamıyorum ama -ennn sık kullandığı kalıp bu- o tarihlerde ayak parmağımızdan aşı yapacaklarmış. Ben istemiyorum" dedi.
"Kızım, yazı falan vermediler mi bunun için?" dedim.
"Verdiler" dedi.
"Git getir o zaman" dedim, getirdi.
Ancak bana vermeden kendi okumak istedi sonra zor şer bana kağıdı verdi.
Yazıda Kartal Belediyesi ve Okulların ortak çalışması olarak 16-17 Nisan tarihleri arasında çocuklardan parmak ucundan kan ve idrar tahlili alınacağı belirtilerek veliye "istiyorum" ve "istemiyorum" diye seçenek sunulup birde veli adı-soyadı ve imza kısmı yer alıyordu.
"istemiyorum" seçeneği ve veli adı-soyadı yazılmış, yerime acubik bir imza atılmış ve silgiyle silinmişti.
"Ne olur istemiyorum'u işaretle anne" diye yalvardı.
İlerde hatırlamak için "Bir yanım tahlilleri yaptırsın, çünkü benim adıma imza atmış çakal, bu da cezası olsun derken, diğer yanım bunların idrar tahlilini nasıl vereceği ve tahlilleri alıp depolamada ve sonuçlarda ve hijyen açısından nasıl güvenilir olacağını düşünerek yaptırmasın diye düşündü."
Netice de çok feci yaşadığım ikilemden tahlili yaptırmama galip geldi ve "evrak sahtecisi" okula neşe içinde gitti.

1 Nisan 2015 Çarşamba

1 ay

2006'dan beri blog yazıyorum, ilk defa bu kadar ara vermişim.  Tam 1 ay.. Bu 1 ayda bazen kendimi de şaşırtarak dışarıya çıkıp insan içine karıştım, karaciğer için yapılan mikro küre tedavisinin tekrarlanmaya gerek olmadığı haberiyle sevindim. Kızımla uzun bir aradan sonra Sindrella filmine gittim. Filmi ana-kız bayıla bayıla izledik. Prensle Sindrella baloda dans ederken İdoş bana dönüp
"Şu ahir ömrümde bir Prensle dans edemedim!" diye hayıflanınca kahkaha krizine girdim. Birlikte 3 oyuncakçı gezdik, yemek yedik ve geç saatte eve döndük. Geçen Cuma ise bondranat isimli kemik koruyucu tedavisinden eve döndüğümde 39,7 ateşle acile gittik. Şimdi çok şükür iyiyim. Gecede 3 kez üst baş değiştirmeme neden olan aşırı terlemeyi saymazsak tabii.
Böyle geçiyor günler işte...

1 Mart 2015 Pazar

Derviş 50 yaşında

Yarım asrı deviren Derviş'ime süpriz doğum günü yaptık.



En güzeli kuzumun sabah kapımızın altından attığı mektuptu. Önde mumu olan bir pasta ve "iyiki doğdun babacığım"













Arka yüzde ise "seni çok seviyorum ve yanımda olduğun heran için teşekkür ederim" yazısı...

Artık sadece güzel günler kutlamak istiyorum. Derviş'imle, kuzumla, ailemle hep birlikte sağlık dolu nice yıllar olsun önümüzde.

6 Şubat 2015 Cuma

Güzel bir gün

Hava güzel olunca teyze, hala, anne, baba ve kuzenler sabah kahvaltıda buluştuk. Sohbet şahaneydi.
















Güzel bir gün geçirdik, kuzenler hasret giderdi, parkta oynadı, çiçekçiyle konuştular, bize mimoza aldılar, adalara nazır dedikodu yaptılar. Bana da çok iyi geldi dışarda olmak.. Hep böyle olsa keşke..